Saturday, January 24, 2026

Fuzûlî

Fuzûlî

Yâr-i gâh elmas ile gâh İsfahan-ı Şirâze yaraşır.

Ben dahi bir câm-ı meyem, elmas traş ile keserdi ustazem.


Ne beladır bu kim her dem belâsın çekmeyince,

Gelmez ehl-i derd eline bir me’âl-i muttazem.


Bir safâ ehli dahi bu bezmde yok kim anın,

Câm-ı zevkından dem urmakla ola hem-râz-ı dem.


Gerçi dâmân-ı safâdan yüz çevirmiş, gamdayam,

Gam dahi bir nimettir kim, şükr-i lutf eyler sanem.


Fuzûlî kıl kıyâs-ı hâlin ehl-i dehr hâlinden,

Kumârı mekr ü tezvîr ü hiyel ehlinden uttun tut.




Günümüz Türkçesi:


Sevgili, bazen elmasa, bazen de (sanatıyla meşhur) İsfahan ve Şiraz'a yaraşır (değerlidir).


Ben de bir şarap kadehine benzerim; ustam beni elmas kesici aletle (büyük bir özenle ve çileyle) şekillendirirdi.




Bu ne beladır ki, her an onun (aşkın) belasını çekmeyince,


Dert ehlinin eline (kadehe konmuş şarap gibi) parlak ve saf bir anlam (mücevher) gelmez.




Bu mecliste (dünya hayatında) öyle bir zevk ehli de yok ki,


(Benim gibi) zevk kadehinden söz etmekle (birlikte) aynı ruha sahip olabilelim.




Gerçi sevinçten (safâ eteğinden) yüz çevirmiş, dert ve keder içindeyim,


Fakat dert de bir nimettir ki, sevgili (put gibi güzel olan), lütuf sayıp şükreder sanırım.




Ey Fuzûlî! Kendi hâlini, dünya ehlinin (dünyalık peşinde koşanların) hâlinden ayrı tutarak kıyasla,


Sen kumarı, hile ve aldatmaca ehlinin elinden kazanmış say.


Sunday, November 10, 2019

Saturday, October 19, 2019

Kaptan

https://youtu.be/DExruBYHwUk

Friday, October 1, 2010

Tırpancı zade Fahrettin Mehmed Efendi

1835 de Balıkesir’de doğdu. 1860 da Müftü Ali Şuûri Efendi’den “icazet” aldı. Çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. 1884 de vefat etti.


Nat-ı Nebevî’den bir parça

Dil olaldan na’t- hân-ı hân-kâh-ı midhati
İns ü cânın pişrev ü vird-i zebândır sözüm.


Seyyidü’l- kevneyn Eba’l Kasım ki medhile ânın
Ümmetin her dem ferah-bahş revanidir sözüm.


Bahr-ı lutf u şefkatinden katre cûyem rûz u şeb
Zîr-i emvâc gühenden el amânîdir sözüm.



Bülbülem gül gonca-i lutfun için be ya Resul
Gülşen-i aşkında feryâd-u figânîdir sözüm.

http://www.yenihabergazetesi.net/aydinayhan04032010.html

Monday, February 11, 2008

Tırpancı zade Fahrettin Mehmet Efendi



Osmanlı Klasik Eğitim Sistemi içinde sıbyan mekteplerine devletin dirliği ve birliğine iman ile bağlanmış, huzuru ve iyiliği İslami akidelerde bulmuş iyi vatandaş yetiştirme rolü biçilmişti. Osmanlı Devlet Sisteminde 1650’lerden itibaren hızlanan çözülme süreci içinde devlet ilk okula bu bakış açısını korudu. 1869 Maarif’i Umumiye kanunu ile sıbyan mekteplerine bir düzen getirilmeye çalışıldıysa da, bakış açısında köklü değişiklik olmadığı için sıbyan mekteplerinde eğitim-öğretim eski yöntemlerle cami hocaları elinde sürdürülmeye devam edildi.



İbtidaîlerin başta İstanbul olmak üzere yaygınlaşma sürecinde Balıkesir’de Eğitim Tarihi açısından çok önemli bir gelişme olmuştur. Karesi’nin vilayet olduğu dönemde, Vali Reşat Paşa zamanında Ali Şuûri Efendi’nin yetiştirdiği Tırpancı zade Fahrettin Mehmet Efendi; yeni eğitim yöntemlerini öğrenmek üzere 1880 Temmuz ayında o zaman Midilli’de Mutasarrıf bulunan Namık Kemal’in yanına yollanır. Fahrettin Efendi bir ay kadar Namık Kemal’den yeni öğretim yöntemleriyle ilgili eğitim alır. Dönüşünde valilik emriyle bütün nahiye ve ilçe öğretmenleri Balıkesir’e çağırılır. Fahrettin Efendi, Hasan Çelebi mektebinde yapılan toplantıda, yeni eğitim metodunun yararları, yeni metot ile nasıl ders işleneceği katılımcılara anlatır; yeni metot ile ders işler.

Bu bilgi bize, yeni yöntemle eğitim verecek ibtidaîlerin bilinçli bir biçimde 1880’li yıllarda yaygınlaştırmaya çalışıldığını göstermek kalmıyor; bir zamanlar 1.Meşrutiyet’in ilanını hazırlayan “Yeni Osmanlılar Hareketi”nin önderlerinden Namık Kemal’in, hareket dağıtıldığı, “Kanuni-Esasi’nin rafa kaldırıldığı II. Abdülhamit saltanatının ilk yıllarında Mutasarrıflığı kabul ettiği Midilli’de modern eğitimin gelişmesi için nasıl çaba gösterdiğini de ortaya koyuyor. Bu nedenle Uzunçarşılı’nın “Karesi Meşahiri”nde verdiği bu bilgiyi[70] Osmanlı-Türk Eğitim tarihi açısından son derece önemli bir bilgi olarak değerlendirmek gerekmektedir.
Balıkesir’de Eğitimin Modernleşmesi Sürecinde İlk Teftiş Hareketi

Tırpancı zade Fahrettin Mehmet Efendi’nin Balıkesir eğitim tarihi için önemi yalnızca ilköğretim reformunda oynadığı belirleyici katkı değildir. Fahrettin Efendi Balıkesir’de Rüştîye’nin ilk açılışında da 2.öğretmen olarak rol oynarken görüyoruz. Fakat asıl önemlisi Fahrettin Efendi’nin 1880 yılında seminer çalışmasından sonra Balıkesir’de İlköğretim reformunun sağlıklı gelişmesi yolunda müfettişlik rolü üstlenmiş olmasıdır. Fahrettin Efendi bu yıllarda kendisine müracaat edenlere yeni eğitim metoduyla ilgili ders verirdi.

Balıkesir’de Modern Eğitim Yolunda Okullaşma

Tanzimat’dan itibaren askeri nitelikteki yüksek öğretimin ardından, devlet memuru yetiştirmek amacı güdüldüğünden ortaöğretime ağırlık verilmişti. Bu nedenle rüştîyeler giderek de idadîler önem kazanmaya başlamıştı.

Balıkesir’de de bu gelişmeye paralel bir gelişme yaşanmıştır. Balıkesir’de modern anlamda açılan ilk Müslüman okul, 1864 yılında açılan rüştîyedir.[74] Bu okulun birinci Öğretmeni Darülmuallimin-i Rüştî’den mezun olan Karesi İdadîsi’nde uzun yıllar Tarih-Coğrafya öğretmenliği yapmış Mustafa Niyazi Efendidir; ikinci öğretmeni ise Tırpancı zade Fahreddin Mehmet Efendi’dir.[75] İkinci Müslüman rüştîye ise 1869 yılında Edremit’de açılmıştır. Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ile getirilen (1869) her 500 ve daha fazla nüfusu olan yerde bir rüştîye açılması ilkesinden 5 yıl önce Balıkesir’de bir rüştîyenin açılması, nizamnamenin ilan edildiği yıl Edremit’de bir ikincisinin açılması Balıkesir’in modern eğitim yolunda oldukça ileri bir aşamada olduğunu göstermektedir; bir başka açıdan da o yıllarda Balıkesir’e sistem içinde verilen önem açığa çıkmaktadır. Balıkesir’de 1873, 1876 yıllarında biri kız diğeri erkek iki Rum rüştîyenin açıldığı kayıtlardan anlaşılmaktadır[76].